| |
Psikanalitik Çocuk Ergen Psikoterapisinde
Temel Kavramlar
ANAL EVRE:
Yaşamın ikinci ve üçüncü yıllarına yayılan anal dönem sfenkter denetiminin
sağlanmasıyla başlar. Dürtünün kaynağı anorektal bölge mukozasıdır.
Bu evrede, bedenin içine alınmış olan nesnelerin içeride tutulması
veya dışarı atılması söz konusu olduğu için, mukoza yanında bu işlemleri
sağlayan kaslar da işe karışır. Dürtünün nesnesi temel olarak hem
mukozayı uyaran, hem de çocuk ile anne arasında duygusal bir alışveriş
nesnesi olan dışkıdır. Bu alışveriş yoluyla anne ve çevre denetim
altında tutulmaya çalışılır. Dürtünün amacı bir yandan mukozanın
uyarılması yoluyla otoerotik haz sağlanması, diğer yandan da çevre
üzerinde hakimiyet kurulmasıdır.
K.Abraham anal evreyi sadik ve mazoşik olmak üzere iki alt evreye
ayırır (Abraham, 1924). 12-18 aylar arasında yer alan sadik evrede,
tahrip edilmiş nesnelerin dışarı atılması bir haz sağlama yanında
yetişkine meydan okuma söz konusudur. Buna karşılık 18-24. aylara
arasındaki mazoşik evrede, dışkının tutulmasıyla kendini gösteren
edilgen bir haz arayışı hakimdir.
Bu evrede, çocuğun tutma/bırakma,
etkinlik/edilgenlik, boyun eğme/karşı koyma gibi birbirine zıt ikiliklerle
karşı karşıya olması ambivalansı ön plana çıkarır. Dışkı ve çevre
üzerindeki denetim sayesinde iç/dış ve kendi/kendi olmayan arasındaki
sınırlar pekişir. Anal dönem nesne ilişkisi çocuğun dışkı ile kurduğu
ilişki ekseninde biçimlenir. Tutmaktan doğan haz, boyun eğme ve
edilgenliğin karşısında, boşaltmaktan doğan agresif haz, denetleme
ve hakim olma yer alır. Bu anlamda anal dönem nesne ilişkisi sadomazoşik
niteliktedir.
ANNA FREUD:
Savunma mekanizmalarına getirdiği açılım ve çocuk psikanalizi tekniğine
ilişkin çalışmaları (Freud A, 1926) yanında Anna Freud'un diğer
önemli katkıları çocuğun gözlemlenmesini ön plana çıkarması ve gelişim
çizgileri kavramıdır. Doğrudan çocuk gözlemi hem çevresel etkenlerin
çocuğun gelişimi üzerindeki etkilerinin hesaba katılması gerekliliğini
hatırlatmış, hem de psikanaliz ile bilimsel araştırma arasında bir
köprü kurulmasını sağlamıştır. Öte yandan çocuk gözlemlerinden elde
ettiği veriler gelişimi farklı bir açıdan ele almayı sağlayan gelişim
çizgileri kavramını geliştirmesine imkan vermiştir. Anna Freud gelişimin
her evresini çocuğun karşı karşıya kaldığı dışsal gereklilikler
ile çocuğun ruhsal yapısının değişik mercilerinin farklılaşması
ve olgunlaşması arasındaki hassas dengeler olarak ele alır ve çocuğun
hem ruhsal hem de toplumsal yaşamdaki tedrici özerkleşmesini değerlendirmenin
merkezine koyar (Freud A. 1965).
AYNA ROLÜ:
Winnicott tutma, ele alış ve nesne sunma başlıkları altında topladığı
annelik işlevlerine daha sonra annenin ayna rolü (mirror-role of
the mother) adını verdiği yeni bir işlevi eklemiştir (Winnicott,
1971b). Makalesinin başında, benlik oluşumunda aynanın rolüne değinen
Lacan'dan etkilendiğini ancak Lacan'dan farklı olarak gerçek aynayı
değil annenin bakışını esas aldığını belirtir. Daha sonra bebeğin
annesinin yüzüne baktığında ne gördüğü sorusunu sorar ve cevabını
da verir: kendisini. Böylece bebek içinde bulunduğu duygusal durumu
annesinin yüz ifadesinden okur. Ancak kimi durumlarda annenin yüzü
bebeğin içinde bulunduğu duygusal durumu değil, annenin kendi duygusal
durumunu yansıtır. Winnicott annenin bakışlarında kendi duygusal
durumlarını göremeyen bebeklerin başka yollar aradığı belirtir ve
çoğu annenin de huzursuz, saldırgan veya hasta bebeğe daha çok tepki
verdiğini hatırlatır.
<< Geri Dön
|