Psikanalitik Çocuk Ergen Psikoterapisinde
Temel Kavramlar
ÇİLECİLİK:
A.Freud'un özellikle ergenlikteki çatışmaları aşmak üzere başvurulduğunu
belirttiği savunmalardan çilecilik haz sağlayabilecek herşeyin,
bu arada da cinsel dürtülerin toptan reddedilmesine karşılık düşer.
Çileciliğin işlevi basit yasaklarla altbenliğin frenlenmesidir (Freud
A., 1936). Yine ergenlikte sıklıkla başvurulan entellektüalizayson
tehlikeli olarak algılanan duygulanımların yaşanması ya da varlıklarının
kabul edilmesi yerine temsillere bağlanarak denetim altında tutulmasını
hedefler.
ÇÖKME KORKUSU (FEAR OF BREAKDOWN):
Çökme korkusu kimi zaman analitik çalışmanın başında, kimi zaman
da tedavi ilerledikten sonra sürece egemen olur. Hasta savunma düzeneklerinin
etkisiz kalmasına ve benlik örgütlenmesinin dağılmasına dair bir
korku taşır. Savunma düzeneklerinin altında yatan bu primitif korkular
(can çekişmeler) sözel öncesi döneme aittirler. Bu yüzden başlıca
özellikleri düşünülemez oluşlarıdır. Bu korkular:
1. Bütünleşmemiş olma haline gerileme korkusu (Buna
karşı geliştirilen savunma: parçalanma, yani dezentegrasyon)
2. Sonsuz bir düşme korkusu (Savunma: kendi kendini tutma)
3. Psikosomatik birliğin kaybolmasına dair korku (Savunma: depersonalizasyon)
4. Gerçeklik duygusunu yitirme korkusu (Savunma: birincil narsisizmin
abartılı kullanımı)
5. Nesnelerle olan ilişki yetisini kaybetme korkusu (Savunma: otistik
haller)
Bu noktada Winnicott önemli bir açıklama getirir.
Psikoz, çökme tehdidine karşılık gelmez; primitif korkulara karşı
kendini savunma çabasından ibarettir. Bu anlamda klinik alanda karşılaşılan
psikoz, her zaman bir savunma örgütlenmesine karşılık gelir. Hasta
analitik çalışmada çökme korkusunu dile getirdiğinde, bu korku çocuklukta
gerçekten yaşanmış ve bir savunma örgütlenmesine yol açmıştır. Winnicott’e
göre analist, sürecin belli bir noktasında hastaya bu çökme korkusunu
çocuklukta gerçekten yaşamış olduğunu iletmesi gerekir.
ÇÖZÜLME (DİSSOSCİATİON):
Winnicott’a göre, çözülmeler bütünleşmemeden kaynaklanır, bütünleşmenin
tamamlanamaması veya kısmi olması çözülmelere neden olur. Bebeğin
yaşantısında sakin ve uyarımlı (excited) durumlar vardır. Başlangıçta
bebek karyolasında şunu veya bunu hissederken veya yıkanırken, derisinin
uyarılmasından zevk alırken, diğer taraftan süt ile doyumu sağlanmadıkça
bir şeyi ele geçirme ve yok etme güdüsü ile hemen doyum için bağırdığında
aynı kişi olduğunun farkında değildir. Bu da bebeğin sakin deneyimleri
yoluyla inşa ettiği annenin, zihninde yok etmek istediği memenin
arkasındaki güç ile aynı kişi olduğunu başlangıçta bilmediği anlamına
gelir.
Çözülme son derece yaygın bir savunma mekanizmasıdır
ve şaşırtıcı sonuçlara yol açar. Örneğin şehir hayatı bir çözülmedir,
medeniyet için ciddi bir çözülmedir bu. Savaş ve barış da öyle.
Ruhsal hastalıklardaki aşırılıklar da iyi bilinir. Çocukluk çağında
çözülme uyurgezerlik, dışkı kaçırma, şaşılığın bazı türleri vs olarak
ortaya çıkar (Winnicott, 1945).
<< Geri Dön
|