AMACIMIZ HAKKIMIZDA ÜYELİK EĞİTİM ENGLISH
ANA SAYFA
Psikanalitik Çocuk ve Ergen Terapisi Nedir?
Psikanalitik Çocuk Ergen Psikoterapisinde Temel Kavramlar
Makaleler
Linkler
Duyurular
İletişim

Psikanalitik Çocuk Ergen Psikoterapisinde Temel Kavramlar

ERGENLİK
Latans dönemi ikincil cinsiyet karakterlerinin belirmesiyle sona erer. Puberte olarak adlandırılan bu gelişimsel dönüşüm ergenlik sürecinin başlangıcını işaret eder. Pubertenin bedensel düzeyde neden olduğu değişiklikler, bir yandan bedeni yetişkin cinselliğine yani üremeyle sonuçlanabilecek bir cinselliğe elverişli hale getiriken, bir yandan da latans döneminde uykuya yatan dürtülerin uyanmasına neden olur. Latans döneminden devralınan ruhsal yapı ve onun savunma mekanizmaları bu dürtü uyanışıyla baş etmeye uygun değildir. Böylece benlik kendini savunmak zorunda kaldığı bir dürtüsel dalga tarafından işgal edilmiş gibi olur (Freud A.,1936). Ergenliğin, diğerleri gibi bir gelişim evresi olarak değil de, bir kriz ya da ucu açık bir süreç olarak tasarlanmasına neden olan dürtülerle savunma mekanizmaları arasındaki uyumsuzluktur. Dürtüsel uyanış, latans döneminde küllenmiş olan ödipal sorunsalı alevlendirmesinin yanısıra daha önceki evrelere ait çatışmaları da güncelleştirebilir (anoreksiya nervoza, bulumi, madde kullanımı, v.b.). Bu çatışmaları çözmek için baş vurulan ilkel savunma mekanizmaları (yarılma, inkar, yüceleştirme, değersizleştirme) sıklıkla psikotik ya da sınır görünümlü tabloların ortaya çıkmasına neden olur. Kimi zaman eyleme geçme (acting-out) çatışmaların zihinsel düzeyde yaşanmasından kaçınma yolu olarak ortaya çıkabilir.

Ergenlik döneminin bir kriz süreci olarak anılmasında etkili olan bir diğer etken de yetişkin kimliğinin, özellikle de cinsel kimliğin bu everede oluşmasıdır. Cinsel kimlik oluşturma süreci, bir yandan hem ebeveyn imgelerinden hem de çocuksu tümgüçlülükten vazgeçmeyi gerektiren bir yas uğraşı, diğer yandan da cinsel nesne seçimini dayatan bir zorunluluğun karşılıklı etkileşimleriyle gerçekleşir.

EROJEN BÖLGE
Bedenin uyarılabilen ve haz kaynağı olabilen her bölgesi erojen bölge olarak adlandırılabilir. Ancak Freud bu terimi özgül olarak cinsel organlar, ağız ve anus bölgeleri için kullanmıştır. Erojen bölgeler "kısmi" olarak nitelendirilen dürtüleri barındırılar. Erojen bölgelerin ilki olan ağız ve dudaklar başlangıçta beslenme işlevine hizmet ederken daha sonra ikincil olarak erojen bölge niteliği kazanırlar. Böylece beslenme işlevi olmaksızın, haz amaçlı emme davranışı yerleşir (Freud, 1905).

<< Geri Dön

© 2009 İstanbul Çocuk ve Ergen Psikanalitik Psikoterapi Derneği. Tüm hakları saklıdır.