| |
Psikanalitik Çocuk Ergen Psikoterapisinde
Temel Kavramlar
KAPSAYAN VE RUHSAL DERİ
Esther Bick 1968’de yayımladığı “Erken Nesne İlişkilerinde
Deri Deneyimi” adlı metninde, bebeğin bir kapsayan olarak anneye
olan mutlak gereksinmesini vurgular. Yaşamın başlangıcında kendilik
parçaları arasında herhangi bir bütünleşme duygusuna sahip olmayan
bebek, mutlak bir çaresizlik içindedir. Kendilik parçalarının kapsanabilmesi
için, bu işlevi görebilecek bir dış nesnenin bebek tarafından içe
yansıtılması gerekmektedir. Kapsayıcı nesne bebeğin bedenini saran
ve sınır oluşturan bir deri şeklinde algılanır. Ruhsallığın en primitif
halinde kapsayıcı işleve olan yoğun gereksinme, bebeği ışık, ses,
koku veya başka bir duyusal özellik taşıyan bir nesnenin arayışına
iter. Böylelikle bu tür bir nesne kısa bir süre için de olsa, bebeğin
ilgisini odaklayabilen ve dolayısıyla kendilik parçalarını bu ilgi
etrafında tutabilen bir özelliğe sahiptir. Ama anne nesnesini bu
tür bir nesneden farklı kılan annenin ruhsal özellikleri ve düşlemleme
kapasitesidir (capacité de reverie). Veya Bion’un deyimiyle, düşünebilen
bir meme oluşudur, yani bebeğin yansıttıklarını dönüştürerek ona
geri gönderebilendir.
KASTRASYON KOMPLEKSİ
Kastrasyon kompleksi, çocuğun cinsler arasındaki anatomik farklılık
(penisin olup olmaması) muammasına cevap niteliğinde geliştirdiği
kastrasyon fantezisinden kaynak alır; buna göre aradaki farkın nedeni
kızların penislerini kaybetmiş olmalarıdır (Laplanche, Pontalis
1967). Kastrasyon kompleksi her iki cinste farklı biçimlerde yaşanır.
Kız çocukta penis yokluğu, inkar edilen ya da onarılmaya çalışılan
bir haksızlık gibi algılanıp babaya yönelmeyle sonuçlanır. Erkek
çocuktaysa penisi kaybetme korkusu anne üzerindeki emellerden vazgeçilmesine
ve buna bağlı olarak Oidipal dönemin sonlanmasma yol açar .
<< Geri Dön
|