AMACIMIZ HAKKIMIZDA ÜYELİK EĞİTİM ENGLISH
ANA SAYFA
Psikanalitik Çocuk ve Ergen Terapisi Nedir?
Psikanalitik Çocuk Ergen Psikoterapisinde Temel Kavramlar
Makaleler
Linkler
Duyurular
İletişim

Psikanalitik Çocuk Ergen Psikoterapisinde Temel Kavramlar

MANİK SAVUNMALAR:
Depresif pozisyonda manik savunmalar depresyona ve suçluluğa karşı devreye girer. Başlıca özellikleri:

1) ruhsal gerçekliğin inkarı ve bunun sonucu olarak dış gerçekliği inkara eğilim
2) omnipotans (tüm güçlülük)
3) iyi nesnelerin öneminin inkarı
4) benliğin bağımlı olduğu nesnelerin öneminin inkarı

Depresif pozisyon nesneye duyulan bağımlılığın farkına varılması ile yakından bağlantılıdır. Manik savunmalar bu bağımlılık duygusuna karşı devreye girer; böylece nesneye duyulan bağımlılık ve ambivalans inkar edilir ve nesne kaybı endişesi giderilmiş olur. Mania’da en önemli nitelik tüm güçlülüktür. Nesne tüm güçlü bir biçimde kontrol edilir; üzerinde mutlak zafer sağlama ve nesneyi aşağı görme duygusu oluşturulur ki nesnenin kaybı acı veya suçluluk yaratmasın. Bu duygular oluşturularak, nesneye bağımlı olma, ona değer atfetme, onu kaybetme endişesi ve suçluluk inkar edilmiş olur. Nesnenin hiç önemi olmadığına dair tüm güçlü bir düşünceye alternatif olarak içsel nesne idealize de edilir ki (ülküleştirme) burada da nesneyi yok etme ve kayıp duygusu yine inkar edilmiş olur (nesne o kadar üstündür ki yok edilemez, kaybedilemez). Bu savunmalar aslında normal gelişimin bir parçasıdır; depresyonun tamir ile çözüme varması oldukça yavaş bir süreçtir. Çocuk uzun süre acıdan ancak manik savunmalarla korunabilir ancak yaşanan acı dolu deneyimler çok aşırıysa fiksasyon noktaları oluşabilir ve gelişimde olumsuz etki yapar (Klein, 1935).


MELANİE KLEIN
Çok istemesine rağmen hayran olduğu babası gibi tıp eğitimi göremediği gibi yüksek öğrenim de görmeyen ama buna karşılık dünya çapında kabul gören, hükmedici ve müdahaleci bir anne ile büyüyen, çok erken yaşta ardarda kayıplar yaşayan, çocuk psikanalizi konusundaki özgün görüşleri S.Freud tarafından temkin ve kayıtsızlıkla karşılanan, Anna Freud ile giriştiği çatışmada kızı Melitta Schmidberg tarafından "analitik olmamak"la suçlanan Melanie Klein, gerek sıradışı yaşam öyküsü, gerekse bu öyküyle yakından ilişkili olan özgün ve çarpıcı kuramlaştırmalarıyla psikanaliz tarihinin en tartışmalı kişiliklerinden biridir. Melanie Klein'ın düşüncesinin başlangıçtan itibaren tartışmaların hedef noktası haline getiren yönü ise, bir yandan Freud'un gelişim kuramına kökten değişiklikler getirirken, bir yandan da onun çizgisine sadık kaldığı iddiasıdır.

Melanie Klein, çocuk psikanalizinde oyunun yetişkin psikanalizindeki serbest çağrışımın yerini tuttuğu savına dayanan tekniğiyle çocuk psikanalizinin öncüleri arasında yer alır. Oysa oyunu çocuk psikanalizine kazandırma fikri ve uygulaması psikanaliz tarihinin karanlıkta kalmış kişilerinden, ilk çocuk psikanalisti Hermine Hug-Hellmuth'a aittir. Bu katkısı hesaba katılmazsa M. Klein'ın gelişim kuramına katkısı iki eksende gelişir. Bunlardan ilki yaşam ve ölüm dürtülerine verdiği önceliktir. S.Freud için bir savdan ileri gitmeyen Eros ve Thanatos karşıtlığı Melanie Klein için gelişimin tek yürütücü gücü durumundadır. Dolaysıyla içsel çatışmalar tüm sahneyi kaplar ve dış etkenler neredeyse görmezden gelinir. İkinci eksen ise birinciyle yakından bağıntılıdır ve ölüm ve yaşam dürtülerinin doğumdan itibaren etkin olduğunu varsayar. Başka bir deyişle, S. Freud5un düşündüğü üzere yaşamın başlangıcında nesnesiz bir birincil narsisizm dönemi olmadığı gibi benliğin oluşması için nesne ile herhangi bir etkileşim (en azından gerçeklik düzeyinde) gerekli değidir. Bu durumda S.Freud'un 0-6 yaşlar arasına yaydığı gelişim evreleri ve bu evrelere özgü çatışmalar Melanie Klein'da sıkıştırılarak ve iç içe geçirilerek yaşamın ilk iki yılma sığdırılır (Klein M. et al., 1952)

<< Geri Dön

© 2009 İstanbul Çocuk ve Ergen Psikanalitik Psikoterapi Derneği. Tüm hakları saklıdır.